27 Ağustos 2019

Orman Yangınları ve Fidan Bağışı

Bildiğiniz gibi bu yaz orman yangınlarından canımız çok yandı. Ülke genelinde farklı şehirlerde arka arkaya onlarca ormanlık alanda hektarlarca alan yanıp kül oldu. Hemen hemen herkesin içini sızlatan bu yangınlar sonrası sosyal medya üzerinden fidan bağışı kampanyaları başlatıldı. Ünlü-ünsüz herkes elinden geldiğince fidan bağışı yapmaya çalıştı. Belki bazılarınız zaten eskiden beri düzenli olarak fidan bağışında bulunuyordur. Ama bugüne kadar hiç bağışta bulunmayanlarınız da olabilir. Kısaca bahsetmek gerekirse, fidan bağışları en çok TEMA aracılığıyla gerçekleştiriliyor. Bu sayfaya girip bağış yapmanız mümkün. Burada yaptığınız bağışlar karşılığı sertifika alabilirsiniz veya yaptığınız bağışları arkadaşınıza doğum günü kartı olarak hediye edebilirsiniz. Bence fidan bağışı yapmak oldukça anlamlı bir hediye. Sadece 10 lira karşılığında 1 fidan bağışında bulunmanız mümkün.



TEMA'ya bağış yapmanın dışında fidan bağışı yapmak için farklı yöntemler de mevcut. Bazen güzel insanlar bir araya gelip bir hatıra ormanı oluşturmak için kampanyalar başlatabiliyorlar. Ben en son ekşisözlükten bazı yazarlar tarafından başlatılan bu kampanyaya denk geldim: 2019 hatıra ormanı oluşturuyoruz kampanyası. Hatıra ormanı oluşturmak için fongogo sitesi üzerinden bağış yapılıyor, toplanan bağışlar direkt olarak orman bakanlığının banka hesabına aktarılıyor. Daha sonra yetkililerin belirlediği yer ve zamanda ağaç dikim etkinliği gerçekleştiriliyor. Kampanyanın sitesi: https://www.fongogo.com/Project/hatira-ormani-kuruyoruz-2019 Bu tür iyilik hareketlerine destek olmamız gerektiğini düşünüyorum. Bağışlar hedefe ulaşırsa hatıra ormanı için bir isim belirlenecek. Şu an için düşünülen isim, şiddet kurbanı tüm kadınlar anısına Emine Bulut olarak kararlaştırılmış. Bu kampanyada da yine en az 10 lira karşılığında 1 fidan bağışında bulunmanız mümkün.

31 Ocak 2019

Mimarlık Öğrencileri İçin Site Önerileri

İnsan doğduğu andan itibaren pek çok şeyi görerek öğrenir. Mimarlık eğitiminin de önemli bir parçası "görmek"tir. Mimarlık öğrencilerinin tasarım alanında kendilerini geliştirmesi için mimari tasarım projeleri incelemesi önemlidir. Tasarım problemlerinin tek bir çözümü olmadığı için aynı probleme verilmiş farklı çözüm önerilerini görmek hem öğrencilerin hem de profesyonellerin her zaman ufkunu açmaktadır. Özellikle yerli ve yabancı yarışma projelerini incelemek mimarlık öğrencilerinin sunum tekniklerini geliştirmeleri için çok faydalı olmaktadır. Bu anlamda faydalanılacak pek çok kitap ve dergi olduğu gibi internet siteleri de mevcut. Dünyadaki ve ülkemizdeki önemli mimari, iç mimari, kentsel tasarım ve endüstriyel tasarım projelerini takip etmek için aşağıdaki siteleri ziyaret edebilirsiniz. Mimarlık, sürekli güncellenen ve gelişen bir meslek olduğu için gelişmeleri, en güncel yarışmaları takip etmek, yeni yapı malzemelerini ve tekniklerini öğrenmek için bu sitelerde vakit geçirmek faydalı olacaktır.


Archdaily

https://www.archdaily.com 
Dünyanın en çok ziyaret edilen mimarlık sitelerinden biridir. Her konuda binlerce mimari proje bulabilirsiniz. Ayrıca mimarlık dünyasına dair güncel yazılar da yayınlanmaktadır. Özellikle "classics" başlığı altında mimarlık tarihine yön vermiş önemli projeleri inceleyebilirsiniz. Modern mimarlık tarihi derslerinde gördüğünüz tüm binaları burada bulabilirsiniz. Mimarlık öğrencileri için eşsiz bir kaynak.

Architizer

https://architizer.com
Başta mimarlık olmak üzere tasarımla ilgili her alanda binlerce farklı projeyi bir arada bulabileceğiniz bir web sayfası. Ayrıca inşaat endüstrisindeki pek çok üretici firmaya da bu siteden ulaşabiliyorsunuz. Tasarım ürünleri ve çeşitli malzemeler için arama yapmak mümkün.

4 Aralık 2017

Fotoğraflarla Eski İstanbul - Abdullah Biraderler

Abdullah Biraderler ya da "Abdullah Frères" Osmanlı'da fotoğrafçılık sanatının kurucuları olarak bilinmektedirler. Abdullah Biraderler, aslında üçü de Ermeni asıllı olan Viçen (1820–1902), Hovsep (1830–1908) ve Kevork Abdullahyan (1839–1918) kardeşlerin ticari ismidir.

1854’te Kırım harbi esnasında Alman General Moltke, yanında getirdiği kimyager Rabach’a Bayezid’de bir fotoğraf atölyesi kurdurmuştu. Üç biraderden Viçen, burada rötuş ustası olarak çalışıyordu. Sonradan din değiştirerek Müslüman olur ve Abdullah adını alır. Kardeşi Kevork ise Venedik’te sanat eğitimi görmüştür. Üç kardeş, 1858'de ülkesine dönmek isteyen Alman kimyager Rabach'ın stüdyosunu devralarak fotoğrafçılık maceralarına başlarlar. Daha sonra 1867’de bu stüdyoyu Nikola Andreomenos’a devredip Beyoğlu’nda eski Hachette Kitabevi karşısında "Abdullah Frères" adıyla meşhur dükkânlarını açtılar. Çektikleri fotoğraflar solmazlık ve dayanıklılıklarıyla tanındı.

Kardeşler fotoğrafçılık hakkında bilgilerini arttırmak için iki kere Paris'e gittiler. Abdülaziz ve II. Abdülhamit tarafından ressam-ı hazreti şehriyari (padişah hazretlerinin ressamı) unvanıyla ödüllendirilerek, önce Abdülaziz'in, sonra II. Abdülhamid'in saray fotoğrafçılığına atandılar. 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşında Ruslarla ilişki kurdukları yolundaki bir haber üzerine bu görevlerinden alındılar. Ancak çok geçmeden suçlamalar geri alınarak fotoğraf dükkanlarına padişahın tuğrasını asmalarına yeniden izin verildi. Mısır valisinin çağrısı üzerine 9 yıl Kahire'de kaldılar. İstanbul'a döndüklerinde işleri bozuldu ve saray fotoğrafçılığını da kaybettikten sonra stüdyolarını sattılar.

Abdullah Biraderler 40 yıl boyunca İstanbul'daki insan tiplerini ve manzaraları içeren fotoğraflar çektiler. Çeşitli siyasal ve toplumsal olayları, tarihsel ve kültürel değerleri, önemli yapıları gösteren albümler hazırladılar. Zamanın Britanya kralı, Alman ve Avusturya-Macaristan imparatorları gibi devlet adamlarının ve birçok tanınmış kişinin fotoğraflarını çekmişlerdir.

1
Büyük Hendek Caddesi'nden çekilmiş Galata Kulesi. Yıllardır kule fotoğrafları için en güzel perspektif hala bu sokaktan. 
.
 Galata Tower photograph taken from Büyük Hendek Street. The most beautiful perspective for tower photos is still from this street for years.
Tour de Galata. Abdullah Biraderler (Abdullah Frères)


2
Yine Büyük Hendek Caddesi'nden çekilmiş Galata Kulesi. Sokakta çocuklar, kadınlar ve erkekler... Galata'da günlük hayat.
.
Galata Tower, which was taken from Büyük Hendek Street again. Children, women and men on the street... Daily life in Galata.
Tour de Galata. Abdullah Biraderler (Abdullah Frères)

28 Ağustos 2017

Mimarlık Öğrencileri İçin Bilgisayar Önerisi

Vray kullanılarak alınmış bir render.
Mimari modellemede gerçeğe yakın görüntüler elde etmek için yapılan çalışmalara render denilmektedir. Yukarıdaki örnekte görüldüğü gibi gerçeğe oldukça yakın bir görüntü. Render işleri için kullanacağınız bilgisayarın özellikleri iyi olmalıdır.

Mimarlık öğrencileri için bilgisayar seçimi her zaman önemli bir konu olmuştur. Bölüme yeni başlayanlara yardımcı olmak için bu konuda bir yazı yazmaya karar verdim. Öncelikle mimarlık okurken öğrenilmesi gereken yazılımlar hakkında kısa bir bilgi vereceğim. Daha sonra da tüm bu yazılımları düzgün biçimde çalıştırabileceğimiz bir bilgisayarın hangi özelliklere sahip olması gerektiğinden bahsedeceğim. Her ne kadar mimarlık eğitiminin ilk yıllarında (genelde ilk iki yıl) elle çizim becerimizin gelişmesi için bilgisayarda çizim yapmaya izin verilmese de vakti geldiğinde tüm çizim programlarını öğrenmiş olmanız gerekiyor. Bu yüzden mimarlık eğitimine başlar başlamaz mimarlıkla ilgili programları da öğrenmeye başlamanız iyi olacaktır.

3 Ağustos 2017

Ecosia: Ağaç Diken Arama Motoru

Arama motorları hayatımızın en önemli parçalarından biri haline gelmiş durumda. İnternet ortamını devasa bir samanlık olarak düşünürsek aradığımız bilgiler de iğne kadar küçük ve bulunması zor oluyor. Bu yüzden bilgiye ulaşmak için arama motorları hayati önem taşıyor. Bu işin bir numarası olarak -hem hızlı hem de doğru sonuçlar verdiği için- uzun yıllardır Google'ı kullanıyoruz. Fakat pek çok alternatif arama motoru da mevcut. Bunlardan birini ve sanırım en çevreci olanını yeni keşfettim: Ecosia. 




"İnternette arama yaparken ağaç dik."

Ecosia, tıpkı diğerleri gibi bir arama motoru yani bir kelime giriyorsunuz ve size o kelimeyle ilgili sonuçları gösteriyor. Diğerlerinden farklı olarak Ecosia'nın en müthiş özelliği ise yapılan her arama için 1 tane ağaç dikiyor olması. Yapılan aramalar sonucu sayfada gösterilen reklamlardan elde edilen gelirin %80'i dünya çapında ağaç dikmek için kullanılıyor. "İnternette arama yaparken ağaç dik." mottosuyla hareket eden Ecosia, Microsoft'un arama motoru olan Bing'i kullanıyor. Bu çevreci arama motoruna https://www.ecosia.org adresinden ulaşabilirsiniz ya da dilerseniz benim gibi internet tarayıcınızın arama motorları kısmına ekleyerek istediğinizde otomatik olarak Ecosia'yı kullanarak arama yapabilirsiniz. Yaptığınız her aramadan sonra ekranın sağ üst köşesinde kaç ağaç dikimine katkı sağladığınızı anında görebilirsiniz.

Ecosia'nın sitesinde (https://info.ecosia.org) bir de ağaç sayacı mevcut. Kurulduğu 2009 yılından bugüne kadar toplam 11.501.692 adet ağaç dikildiğini gösteriyor. Şu anki kullanıcı potansiyeliyle 2 saniyede 1 ağaç dikimi için gereken gelir sağlanıyor. Yani siz baktığınızda sayaç çoktan ilerlemiş olacak. Ağaç dikimi ve diğer çevre koruma projeleri için bugüne kadar yaklaşık 4 milyon €'luk bağışta bulunmuşlar. 5.5 milyon aktif kullanıcıya sahip olan platform her geçen gün büyüyor. Ben de bu platformu geç de olsa keşfettiğim için mutluyum. İnternet reklamlarının bu tür çevreci projelere destek sağlamak için kullanılabiliyor olması gerçekten çok iyi. Normalde internet tarayıcımda reklamları engellemek için Adblock Plus kullanıyorum. Fakat Adblock'u ecosia.org üzerinde devre dışı bıraktım. Böylece her arama yaptığımda reklam geliri elde etmelerine katkı sağlamış oluyorum.

18 Haziran 2017

Fotoğraflarla Eski İstanbul - Ara Güler

Dünyada "İstanbul'un Gözü" ya da "İstanbul Fotoğrafçısı" olarak tanınan Ara Güler (1928), Türkiye'nin dünya çapında şöhrete sahip en iyi fotoğrafçılarından biri olarak kabul edilmektedir. Ara Güler'in İstanbul imgeleri, onun kente ve kent sakinlerine olan derin sevgisini göstermektedir. Şehrin canlılığını, insanların yaşayışını, gecesiyle-gündüzüyle bazen şehir merkezindeki kalabalık caddelerde bazen de tarihi dokusuyla büyüleyici ara sokaklarda fotoğraflamıştır. Dahası İstanbul Boğazı ve Haliç fotoğraflarıyla kentin denizle nasıl bütünleştiğini gözler önüne sermiştir. Kentin vazgeçilmez parçası olan boğaz ve haliç onun fotoğraflarında hep ana unsurlardan olmuştur. Günümüzde çoktan unutulmaya yüz tutmuş eski İstanbul'daki yaşamı gösteren bu siyah beyaz fotoğraflar şehirdeki değişimin en bariz göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. Yüzlerce yıldır İstanbul siluetinin bir parçası olan arka plandaki tarihi yapılar ise şehrin hala değişmeden kalan nadir yüzünü hatırlatıyor.

1
Akşam vapuru iskeleye yanaşırken bekleyen insanlar.


2
Eminönü kıyısında bir balıkçı. Arkada eski haliyle Galata Kulesi silueti görünüyor. Sağda da eski Galata Köprüsü.


3
Karaköy, Perşembe Pazarı civarından çekilmiş bir fotoğraf. Galata Köprüsü'nün ucundaki Yeni Cami silueti arkaplanda. Daha da arkadaki cami ise Nuruosmaniye olabilir.

1 Şubat 2017

incehesap.com güvenilir mi?

Uzun zamandır masaüstü bilgisayar toplamak için parça ve fiyat araştırması yapıyordum. İnternetten en ucuz fiyatı veren siteleri incelerken incehesap.com'un diğerlerine göre daha ucuz olduğunu farkettim. Sitede satılan pek çok elektronik ürün var. Fakat ben sadece bilgisayar parçalarını kıyasladığımda diğer sitelere göre fiyatların genel olarak 50-100 lira arası daha ucuz olduğunu gördüm. Bilgisayar toplarken yaklaşık 10 parça aldığımız için parça başına 50-100 liralık fark toplamda en az 500 lira fark yaratıyor ki bu da oldukça yüksek bir maliyet. Nerdeyse her ürüne piyasanın altında fiyatlar veren sitenin ne kadar güvenilir olduğunu bilmiyordum. Daha önce hiç alışveriş yapmadığım için temkinli davranıp internetten siteyi araştırmaya başladım. Sözlüklerden ve forumlardan okuduğum onlarca olumlu-olumsuz yorumdan sonra incehesap'tan alışveriş yapmaya karar verdim. Çok kötü olduğunu söyleyen de vardı, çok iyi olduğunu söyleyen de vardı. Ben de deneyip görmeye karar verdim... 


Sipariş listesi

Toplayacağım bilgisayarın işlemci, anakart, ram, ekran kartı, ssd ve harddisk parçalarından oluşan 3400 liralık siparişi incehesap.com'dan verdim. (İstediğim diğer parçaları İncehesap'da bulamadığım için onları Vatan Bilgisayar'dan sipariş ettim.) Öncelikle siparişi verirken şunu farkettim ki bazı kredi kartlarına taksit uygulandığında peşin fiyatın üzerine komisyon ekleniyordu. Yani 6 taksit yapmak istediğinizde peşin fiyatın üzerine yaklaşık 50 liralık bir komisyon ücreti biniyordu. Buna rağmen hala diğer sitelerden daha ucuza geldiği için alışverişe devam ettim. Siparişi erken saatlerde verdiğim için gün bitmeden ürünleri hazırlayıp kargoya verdiler. Kargo konusunda çok hızlılar diyebilirim. Ben de İstanbul'da oturduğum için kargo ertesi gün  elime ulaştı. Ürünler baloncuklu kağıda sarılmış büyük bir kutunun içine düzgünce yerleştirilmiş olarak elime ulaştı. Elektronik ürünler hassas olduğu için kargo esnasında zarar görmesini engellemek adına önlem almak son derece önemli diye düşünüyorum. Bu yüzden ilk izlenimim gayet olumluydu.

18 Ocak 2017

Fotoğraflarla Eski İstanbul - Guillaume Berggren

İsveçli fotoğrafçı Guillaume Berggren, 1835 yılında Stokholm'de doğup 1920'de İstanbul'da öldü. Ondan geriye 1870-1910 yılları arasında çektiği birbirinden güzel yüzlerce İstanbul fotoğrafı kaldı.

Seyahat ettiği gemi İstanbul'da bir gün süreyle demir attığında şehri gezme fırsatı bulan Berggren, İstanbul'dan o kadar etkilenmiştir ki dünya seyahatini yarıda bırakarak İstanbul'a yerleşmeye karar verir. 1870'li yılların başında Pera'da bir stüdyo açan Berggren, İstanbul'un eşsiz görüntülerini usta tekniği ve kompozisyon anlayışı ile belgeledi. Osmanlı'da fotoğrafçılığın yeni yeni gelişmeye başladığı bu dönemde, kentte Abdullah Biraderler, Kargopoulo, Andreomenos gibi ünlü fotoğrafçılar vardı. Berggren de Boğaziçi'nin, kıyıların, sokakların, çeşitli sınıflardan insanların, manzaraların fotoğrafçısı oldu. Bağdat demiryolunun yapımı sırasında, Goltz Paşa ile birlikte Anadolu'ya yaptığı gezilerde, demiryolu üzerindeki pek çok kentin fotoğraflarını da çekti. Harabeler, anıtsal İslam yapıları ile bu kentlerden hazırladığı fotoğraf albümleri, turistler tarafından büyük ilgi gördü.

Guillaume Berggren 85 yaşında öldüğünde tüm fotoğraf gereçleri, elde kalan birkaç İstanbul negatifi ve aldığı madalyalarla birlikte İstanbul Feriköy'deki Protestan mezarlığında bulunan İsveçlilere ait bölüme defnedildi...

O günlerden kalan fotoğrafların sağ alt köşesinde Berggren'in imzası mevcut. Sol alt köşesinde ise fotoğrafın nerede çekildiği yazıyor. Fakat bazı fotoğrafların çekildiği yer semt olarak dahi belirtilmemiş; "İstanbul'da bir sokak" şeklinde not edilmiş. Ben de kendimce bazı fotoğrafların nerden çekildiğine dair yorumlarda bulundum.

Bugünkü halinden çok çok farklı olan eski İstanbul'a doğru bir yolculuğa hazır mısınız...



1
Bebek'ten Boğaz manzarası
Vue de Bebek  (Bosphore). G. Berggren



2
Boğaz'da Kız Kulesi görünüyor. Fotoğraf sanırım Galata civarından ya da kuleden çekilmiş.
Vue de SKuttari et la Tour de Léandre. G. Berggren



3
Beykoz manzarası (Üst Boğaz)
Vue de Beicos (Haut Bosphore). G. Berggren


Dolmabahçe Sarayı merdivenleri
Escaliers de Dolma-Bagtche. G. Berggren

2 Aralık 2016

Mimarlığa Yeni Başlayanlara Tavsiyeler


Senelerce çalıştınız, bir sürü sınava girdiniz. Sonunda mimar olmaya karar verdiniz ve puanınızın yettiği bir mimarlık fakültesine girmeyi başardınız. Kendinizi mutlu ve başarılı hissediyorsunuz. Ama unuttuğunuz bir nokta var: Mimarlık okumak bugüne kadar yaptığınız her şeyden daha zordur... Mimarlık okuyacak talihsiz arkadaşlara, okuldaki ilk zamanlarına dair bazı bilgi ve tavsiyeler vereceğim ki "nereye düştük böyle?" şeklinde başlayacak olan mimarlık serüvenlerinde acılarını biraz olsun dindirebilsinler. Bu yazı dizisi genç mimarlık öğrencilerinin ilk günden uğrayacakları şokun etkisini azaltmak ve eğitim hayatları boyunca işlerine yarayacak tavsiyeler vermek amacıyla yazılmıştır. Mimarlık eğitiminin ne kadar zor ve eğlenceli (!) olduğunu daha ilk günden anlayacaksınız. Olayları çok fazla abartmadan objektif olarak anlatacağım.
 
Öncelikle belirtmek isterim ki mezun olduktan sonra yöneleceğiniz alana bağlı olarak okulda öğreneceklerinizin %60'ını iş hayatında kullanmayacaksınız . Ama sizin mimari anlamda gelişiminiz ve entelektüel birikiminiz açısından elbette bu %60'lık kısım oldukça önemlidir... Örneğin; okulda yapı fiziği dersinde ısı yalıtım hesabı yapmayı öğrendik fakat mezun olduktan sonra hiç ısı yalıtım hesabı yapmadım. Çünkü çalıştığım yerde bu tür işler başka ofislere yaptırılıyordu. Kısacası, yöneleceğiniz alana göre okulda öğrendiklerinizin büyük kısmını aktif olarak kullanmayacaksınız bunu unutmayın. Bir başka örnek daha vereyim. Mesela tüm mimarlık okullarında Le Corbusier öğretilir. Fakat iş hayatında müşterilerin neredeyse hiçbiri onu tanımaz. Le Corbusier'i öğrenmek size dolaylı yoldan kazanç sağlar; mimari görüşünüzü geliştirir, belki de daha iyi tasarımlar üretmenizi sağlar...

Mimarlık fakültesinde ilk dönem

Hayatınızın en zor dönemlerinden biri olacaktır. Hangi bölüm olursa olsun okulda ilk günün ilk dönemin heyecanı başkadır. Ömrünüzün kalan yıllarını şekillendirecek olan mesleğinizi öğrenmeye başladığınız günlerdir bunlar. Peki mimarlık bölümünde ilk dönem nasıldır? Benim mezun olduğum okulda pazartesi tasarım dersiyle başlardı. Yani bölümün kredi sayısı en yüksek ve en önemli dersi... Ülkemizde lise eğitiminde öğrencilerin başarısı yazılı sınavlarla ölçülür. Ayrıca öğrenciler üniversiteyi kazanmak için yarış atı gibi yetiştirilir. Ezber ve hız odaklı bu eğitim sisteminde maalesef öğrenciler her türlü tasarım bilgisinden-eğitiminden yoksun yetişmektedirler. İşte bu öğrenciler üniversitede ilk gün tasarım dersiyle karşılaştıklarında afallarlar. Çünkü yetiştikleri sistemden dolayı tasarım kültürüne yabancıdırlar. Bir sorunun tek doğru cevabının olduğu sistemden, bir sorunun onlarca, yüzlerce doğru cevabının olduğu bambaşka bir sisteme geçilmiştir artık... Mimarlık fakültesinde ilk döneminiz tasarım yapmayı öğrenmekle geçecektir. Temel tasarım kavramlarıyla dolu, yorucu ve eğlenceli bir dönem sizleri bekliyor. Her ne kadar tasarım okuyarak değil de "görerek" ve "yaparak" öğrenilse de belli başlı tanımları, tasarım süreçlerini ve tasarım ögelerini bilmekte fayda vardır.

15 Kasım 2016

Beşiktaş'ta Tuhaf Bir Gece (2. Bölüm)



1. Bölümü okumak için: Beşiktaş'ta Tuhaf Bir Gece (1. Bölüm)
...

Polisler geldiğinde Mehmet salonda oturmuş boş masaya bakıyordu. Örtü serilmek için masanın üstündeydi. Aylin nerdeydi?... Eve geldiğinde Aylin'in evde olmadığını polislere anlattı. En son telefon görüşmesinden 3-4 dakika sonra eve vardığını söyledi. Aylin'in telefonu mutfaktaydı. Çorbanın altı kısık ateşte bırakılmıştı. Bir de süzgeçteki makarnalar vardı. Montları ve ayakkabıları yerindeydi. Tüm bunları öylece bırakıp dışarı çıkmazdı... Polise Abbasağa Parkı'nda başına geleni anlattı. "Nasıl yani? Yürürken durduk yere bir engele çarpmış gibi düşüp bayıldınız öyle mi?" "Evet. Biliyorum çok garip ama öyle oldu." dedi. Polisler buna bir anlam veremeyip birbirlerine baktılar. Sonra da bir rahatsızlığı olup olmadığını sordular. "Rahatsızlığım yok. Ayıldığımda etrafı net göremedim bir süre." "Ama yanınızda bir adam görmüşsünüz." "Evet onu gördüm." dedi Mehmet. Bütün vücudunu şiddetli bir titreme sarmıştı. Adamı düşününce içine derin bir ürperme geliyordu. Sanki derisinin altından bütün vücudu boşluğa doğru çekiliyordu. Polisler kolundan tutup onu koltuğa oturttular. Bir yandan da diğer polisler odanın içinde parmak izleri alıyorlardı. "Parkta gördüğünüz adamın size benzediğini söylediniz. Ne kadar benziyordu." diye sordu polislerden biri. "Tıpatıp bana benziyordu. Gözlerim düzeldiğinde adamın yüzüne baktım. Her şeyi bana benziyordu. Saçları, sakalları, yüzü, giysileri benimkilerle aynıydı. Ama göz yuvaları bomboştu. O anda sanki her şeyimi almış, sadece gözlerim kalmış gibi hissettim. Sonra tekrar bayıldım zaten." dedi. "Bayıldığınız için bulanık görmeniz normal. Karanlıkta karşınızdaki adamı da iyi görememiş olabilirsiniz. Yere düşerken başınıza darbe aldıysanız algılarınız sizi yanıltabilir." dedi polislerden biri. "Peki evde bugünkü tüm giysilerimin aynısının bulunmasına ne diyorsunuz?" diye sordu Mehmet. "Bunu araştıracağız, giysileri incelemek için götüreceğiz. Arkadaşlar parmak izi alıyorlar. Sizden başka birinin parmak izi olup olmadığına bakacaklar. Sabah başka bir ekip gelip daha detaylı inceleme yapacak evde..." Polisler konuşmaya, soru sormaya devam ettiler. Mehmet de yanıtlamaya devam etti. Daha sonra karakola gidip ifade verdi. Eve döndüğünde yine salondaki koltuğa oturdu. Örtüsü serilirken yarıda bırakılmış masaya baktı. Kapıların üzerinde parmak izi almak için kullanılan tozdan vardı. Parktaki adam eve geldiyse farklı bir parmak izi bulamazlar diye düşündü. Salondaki koltukta öylece uyuyakaldı...

Sabah olduğunda olay mahalli inceleme ekibi eve gelmişti. Dairenin kapısını birkaç kere çaldılar fakat açan olmadı. Polislerden biri Mehmet'i cep telefonundan aradı. İçerden gelen telefon sesini işittiler. Fakat telefonu cevaplayan kimse olmadı. Bu şekilde hem zili hem de telefonu birkaç kere deneyip cevap alamayınca polisler kapıyı kırıp içeri girmeye karar verdiler. Araçtan balyoz getirildi. Birkaç vuruştan sonra kapı açıldı. Polisler evin içine girip Mehmet'i aradılar fakat bulamadılar. Sadece salondaki koltuğun üzerinde Mehmet'in telefonunu ve dün gece giydiği giysileri bulabildiler...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...