4 Ağustos 2016

İş Hayatında Karşılaşılan Patron Tipleri

Üniversiteden yeni mezun olan arkadaşlara yol göstermesi için iş hayatında karşılaşılan patron tiplerini yazmak istiyorum. Bu tiplerin pek çoğu oldukça tehlikelidir ve gördüğünüz anda koşarak uzaklaşmanız gerekir. Çok az bir kısmı birlikte çalışmaya uygun kişilerdir. İş görüşmesi esnasında kimin iyi kimin kötü patron olduğunu anlamanız için bazı ipuçları da vermeye çalışacağım.


Asgari ücret üzerinden sigorta yapan, fazla mesai ücreti ödemeyen patron: 

İş hayatında en çok karşılaşılan patron tipidir. Bu adamların gözünde sizin mesleğinizin hiçbir önemi yoktur. Piyasa standartlarının altında maaş verirler. Sigortanızı da asgari ücret üzerinden yaparlar. Maaşınızın asgari ücrete kadar olan kısmı banka hesabınıza yatar, kalanının da elden verirler. Sigorta prim ücretlerinin çok yüksek olduğundan, şirkete çok yük getirdiğinden bahsederler. Sürekli olarak vergilerden şikayet ederler. Para kazanamadiklarindan bahsederler. Peki bu tip patronu iş görüşmesinde nasıl anlarsınız? İş görüşmesinde size yüksek vergilerden, piyasanın durgunlugundan bahsederler. İşe ilk girdiğinizde maaşınızın düşük olacağını ama zamanla performansa göre yükseleceğini, paradan daha kıymetli olan çok önemli tecrübeler kazanacağınızı söylerler. Bu tip patronların en önemli özelliği para kazanmak için geceli gündüzlü çalıştıklarını anlatmalaridir. Bunun anlamı da şudur: sık sık mesai yapıyoruz, mesai için ücret de ödemiyoruz. Ayrıca bu tip iş yerlerinde muhtemelen cumartesi de çalışılıyordur bilginize.


30 sene öncesinden örnekler veren patron: 

"Sizin yaşınizdayken biz gece 12 den önce ofisten çıkmazdık." ifadesini çok sever bu tip patronlar. Kafaları hala geçmişte kalmıştır. Geçmişten örnekler vermeyi çok severler özellikle de eskiden daha çok çalışıldığını anlatırlar. Günümüz teknolojisine yüzeysel biçimde hakim olsalar da kafaları hem geçmişte kalmıştır. Hatta bazen o kadar abartırlar ki siz bir işin üstünde fazla zaman harcarsanız "biz bu işi eskiden 1 saatte tamamlardık. Bana versen elle daha hızlı çizerim." Şeklinde saçma ifadeler kullanırlar. Bu patron tipi de yine asgari ücret üzerinden sigorta yapar, ücretsiz uzun mesailer kaçınılmazdır. Üstüne bir de 30 sene önceden örnekler vermeye çalışıp sizi aşağılamaya çalışırlar. İs görüşmesinde bu tip adamları tespit etmek kolay değildir, işe başladıktan bir iki ay sonra anlarsınız.


Her şeyin en iyisini en doğrusunu ben bilirim modundaki patron: 

İlerlemiş yaşları ve tecrübelerinden dolayı hem iş konusunda hem de diğer konularda her şeyin en doğrusunu bildiğini sanan ve bunu sürekli olarak size empoze etmeye çalışan patron tipidir. Bu adamların genel geçer yargıları vardır. Onları inandıkları şeylerden asla vazgeçiremezsiniz. Karşılıklı konuşma esnasında acılan herhangi bir konuda beyan ettiğiniz fikir onunkilerle uyuşmuyorsa sizi ikna etmek için çaba sarfetmeye başlar. Bu yolla üzerinizde hakimiyet kurmaya çalışır. Egoları çok yüksektir. Sosyal çevreleri kısıtlıdır.



Yüksek ego sahibi patron:

Malesef çağımızın en gereksiz fakat bir o kadar da bol bulunan tipleridir. Kendilerini dünyanın 1 numarası olarak görürler. Hele ki yurtdışında eğitim almışlarsa yandınız. Sektördeki diğer tüm rakip firmaları karalamaktan hoşlanırlar. Sürekli onların yanlışlarını bulup anlatırlar. Kendi şirketinden daha meşhur ve daha çok kazanan şirketlere bok atmayı çok severler. 


Sürekli Steve Jobs üzerinden örnekler vermesine rağmen yeniliklere asla açık olmayan patron:

İş dünyasında yeniliklere açık olmak oldukça önemlidir. Çağa ayak uyduramazsanız yokolursunuz. Yenilikleri takip ediyorum ayağıyla Steve Jobs, Bill Gates, Elon Musk gibi insanların hayatlarından, yaptıkları inovasyonlardan örnekler veren fakat kendi şirketinde bunların hiçbirini uygulamayan patronlar neyin kafasını yaşıyorlar anlayabilmek mümkün değil. Sırf moda olduğu için bildikleri birkaç akıllı telefon uygulamasını öve öve bitiremezler, teknolojinin öneminden dem vururlar fakat bilgisayar kullanma becerileri ilkokul öğrencisi seviyesindedir. Örnek verdikleri insanlar kadar cesur olamadıkları için yeniliklere açık değillerdir. Onlar için yenilik = maliyet demektir. 



Okullarda hiçbir şey öğretilmiyor diyen patron:

Sürekli olarak üniversitelerde düzgün eğitim verilmediğinden, mezunların hepsinin kalitesiz olduğundan bahseden patron tipidir. Bu ifadeleri özellikle iş görüşmelerinde yeni mezunlara karşı kullanmayı severler. Onlara göre okullarda verilen eğitim yeterli değildir. Bu yüzden yeni mezun biri aslında hiçbir şey bilmiyordur ve çok düşük ücretle işe başlamalıdır hatta onlara göre yeni mezunlar ücret almadan birkaç ay staj yapmalıdır. Bunu iyice abartıp yeni mezunlara verdikleri maaşı sadaka gibi gösterenler de vardır. Bu patronların amacı sizin kendinizi yetersiz ve zayıf hissetmenizi sağlamaktır. Böylece sizi en düşük ücret üzerinden işe almaya çalışacaklardır. Bu tip patronların diğer özelliği; onun yanında işe başladığınızda çok fazla şey öğreneceğinize sizi inandırmaya çalışmaktır. Düşük maaşa karşılık başka hiçbir yerde edinemeyeceğiniz tecrübeleri onun yanında edineceğinize sizi inandırmaya çalışırlar. Kesinlikle bu sözlere inanmayın. İş görüşmesinde okullardaki eğitimin yetersizliğinden yakınan, yeni mezunları yerin dibine sokan ve düşük maaşa karşılık çok büyük tecrübeler kazanacağınızı söyleyen birine denk gelirseniz koşarak uzaklaşın.


Paranoyak patron:

Çok şüphecidirler. Kendi yaptığı işlerin sürekli başkaları tarafından taklit edildiğini, hatta çalındığını veya çalınacağını düşünürler. Onlara göre kendi iş fikirleri paha biçilemeyecek kadar değerlidir ve tüm rakip şirketler onun fikirlerinin peşinden koşmaktadır. Şirkete gelen postacı, sucu, temizlikçi, elektrikçi vb. her türlü kişi rakip firmaların adamı olabilir; şirketten bilgi sızdırmaya çalışıyor olabilirler. Bu patronların en önemli özelliği yeni işe aldığı kişilere şüpheyle yaklaşmaları ve onların eski şirketleriyle bağlantılarının hala devam ettiğini düşünmeleridir. Sadece uzun süreli çalışanlarına güvenirler. Onun dışındaki herkese projeleri dışarı kaçıran kişi muamelesi yaparlar. Güvenmediği kişilerin internetini keser, bilgisayarlarına ağ üzerinde kısıtlama getirir, usb bellek veya cd kullanımını kasa üzerinden engelletir.
 

Motive edici patron:

Patronlar ekosisteminde nadir bulunan türlerdir. Çalışanını motive eden patronlar bence ikiye ayrılır. Birincisi, çalışanlarının performansını artırmak için gerçek anlamda maddi ve manevi motivasyon verenlerdir ki bu insanların yanında çalışmak gerçekten büyük bir zevktir. Bu insanlar paylaşımcıdır, bildiklerini öğretmekten çekinmezler, bir işi başardığınızda sizi takdir ederler, zorlandığınızda ise destek verirler, işi başarmanız için sizi teşvik ederler. İkinci tip motive edici patron ise laf olsun diye ara gazı verenlerdir. Günü kurtarmak için, size istediklerini yaptırmak için sizi pohpohlarlar. Çalışanlarını motive etmek için primlerden, ikramiyelerden bahsederler fakat iş icraate gelince yerlerinde sayarlar. Ülkemizdeki motive edici patronların çoğu malesef ikinci gruba dahildir.


Maaş üzerinden sigorta yapan, fazla mesai ücreti ödeyen patron:

Sayıları yok denecek kadar azdır. Büyük kurumsal şirketlerin patronları bu gruba dahildir. Zaten bu şirketlerde çalışıyorsanız büyük patronu çok göremezsiniz. Hem az görünmeleri hem de çalışanlarına tüm haklarını sonuna kadar teslim etmeleri bakımından dünyanın en sevilesi patronları onlardır. Yukarıda bahsettiğim patronların çoğu az para kazandıklarını iddia ederek çalışanlarının haklarını gaspederler ve onları düşük ücretle çalıştırırlar. Onlar kendi ceplerini doldururken yaka rengi ne olursa olsun işçiler hep kaybeden olur. Oysa aşağıdaki anektoda bakarsanız bir şirketin büyümesinin ve kazancını artırmasının çalışanlarının hakettiklerini almalarıyla gerçekleşeceğini anlayabilirsiniz. Kazancın adaletli bölüştürülmesi şirketleri her zaman yukarı götürmüştür.

Bir keresinde gazeteciler Robert Bosch’a soruyorlar: 
“Neden siz sanayideki diğer şirketlere göre çalışanlarınıza daha çok ücret ödüyorsunuz? Sizin paranız çok mu?”
Robert Bosch, şu karşılığı veriyor: 
“Benim çok param olduğu için çok para ödemiyorum. Çalışanlarıma çok para ödediğim için çok param var." 

Siz çalışanlarınıza maddi ve manevi anlamda hakettiklerini verirseniz onlar da sizin için tüm kapasitelerini ortaya koyarlar. Bu da karşılıklı olarak başarıyı, büyümeyi ve mutluluğu getirir.

6 yorum:

  1. Çok güldüm.Gerçekten var öyle yöneticiler :) Kalemine sağlık :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. teşekkürler. benim gözlemlediğim yöneticilerin büyük kısmı anlattığım gibiydi.

      Sil
  2. bunların pek çoğu benim patronumda mevcut...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. bunların biri bile çekilecek tip değilken birkaç tanesinin aynı kişide bulunması çok büyük felaket çalışanlar için...

      Sil
  3. Bunların hepsi Doğru'da !! Çalışanları kaç kategoriye ayıracağınızı merak ediyorum.. Netice itibari ile Ülkemizde İSTİHDAM yaratmak ve Mevcut rekabet koşulları ile mücadele edebilmenin başka yolu kalmıyor. Sürekli artan baskı neticesinde Ürün ve Hammadde alımında Esnetilemeyen maliyet hesaplaması daha fazla talep olan iş gücünden sağlanıyor. Hiç bir PATRON yanında Çalıştırdığı personelinin zor Hayat koşulları ile mücadele etmesini istemez. Ama kendide Mağdur olmak istemez. Saygılar...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. çalışanların kaç kategoriye ayrıldığı başka bir yazının konusu olabilir elbette.
      "istihdam yaratmak" çalışanların haklarını gasp ederek yapılacaksa bence hiç yapılmasın. iş gücü üzerinden "esnetilen maliyet", çalışanların hakkının patronlar tarafından gasp edilmesinin kibar biçimde ifade edilmesinden ibarettir. ayrıca özel sektördeki tüm patronlar maliyetlerini iş gücü üzerinden esnetmiyor. bana sorarsanız çalışanlarının haklarını gasp eden patronların iki temel özelliği vardır: birincisi beceriksiz olmaları, ikincisi de açgözlü olmalarıdır.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...