8 Kasım 2016

Beşiktaş'ta Tuhaf Bir Gece (1. Bölüm)

Mehmet, o akşam Barbaros Bulvarı’nda otobüsten indikten sonra evine doğru yürüyordu. Yoğun bir gün geçirmişti. Üstelik mesaiye kalmıştı. Bir an önce eve varıp uzanmak istiyordu. Yokuşa rağmen adımlarını hızlandırdı. Evine giden en kestirme yol Abbasağa Parkı’ndan geçiyordu. Parkta kimsecikler yoktu. Parkın içinde yürürken bir anda arkasından gelen şiddetli bir rüzgar hissetti. Sanki birisi yanından hızla koşarak geçmiş gibi bir hisse kapıldı. Durup etrafına bakındıysa da hiç kimseyi göremedi. Tam parkın ortasındaki çocuk oyun alanına geldiğinde boş salıncakların bu rüzgarsız sonbahar gecesinde hafif hafif sallandıklarını görerek ürperdi. Ama çok da aldırış etmedi ve yürümeye devam etti. Derken bir anda görünmez bir engele sert biçimde çarpmışcasına yere yığıldı… Bir müddet sonra gözlerini açtığında ne kadar baygın kaldığını hatırlamıyordu. Yerde oturuyordu. Önünde ona yardım etmeye çalışan bir adam vardı. Gözleri her yeri buğulu görmeye başlamıştı. Etrafını net biçimde seçemiyordu. Ama yanındaki adamın ayakkabıları dikkatini çekmişti çünkü kendi ayakkabılarına benziyordu. “Ne kadar zamandır baygınım?” diye sordu adama. Ama adam cevap vermedi. Mehmet kafasını kaldırıp adamın yüzüne doğru baktığında onun çok tanıdık biri olduğunu düşündü fakat kim olduğunu bir türlü çıkaramamıştı. Aynı soruyu tekrar sordu adamın yüzüne bakıp. Başı zonkluyordu, etrafı bir türlü net göremiyordu. Sonra gözlerinin yavaş yavaş düzeldiğini hissetti. Adama teşekkür etmek için tekrar yukarı doğru baktı. Fakat gördüğü şey karşısında korkuya kapılmıştı. Korkudan yüzü bembeyaz kesildi. Tekrar bayılmıştı… 


Aylin, evde yemek hazırlıyordu. O da işten geç çıkmıştı. Mehmet otobüsten inmeden onunla konuşmuştu. 10-15 dakikaya evde olurdu. Mutfakta salata için yeşillik doğrarken saatine baktı. 25 dakika olmuştu. Mehmet hala gelmediğine göre markete uğramış olmalıydı. Sonra zil çaldı. Normalde mutfak penceresinden kim olduğuna bakmadan kapıyı açmazdı ama bu sefer Mehmet’in geldiğini bildiği için kapıyı açtı. Sebzelerin artıklarını çöpe attığı sırada dairenin kapısı çaldı. Gidip kapıyı açtı. “Hoş geldin, sevgilim” deyip Mehmet’in boynuna bir öpücük kondurdu. Dışardan geldiği için boynu soğuktu Mehmet’in. “Üşümüşsün. Atkını al artık yanına. Akşamları soğuk oluyor.” dedi. Mehmet’de onu yanağından öptü. “Hızlı yürüdüm ondan rüzgar çarpmıştır. Başım da zonkluyor.” dedi. “Sen üstünü değiştir yemekler 10 dakikaya hazır.” dedi Aylin. Çorbanın altını kısıp makarnayı süzmek için süzgeci çıkardı. Mehmet ceketini portmantoya asıp odaya geçmişti üstünü değiştirmek için. Aylin masayı hazırlamak için salona geçerken yatak odasının ışığının yanmadığını farketti. İçeri girdi ve ışığı açtı. Mehmet üstünü değiştirmiş, yatağın kenarında oturmuş, başını geriye atmış şekilde tavana bakıyordu. “İyi misin canım? Boynun mu ağrıyor?” deyip Mehmet’in yanına oturdu Aylin. “İyiyim iyiyim.” dedi Mehmet. “Madem iyisin, ben makarnayı süzdüm sen de sosla karıştırıp yağda biraz çevirir misin? Ben de masayı hazırlıyorum.” dedi ve odadan çıktı. Salondaki çok amaçlı masanın üzerinden laptopu ve dergileri alıp kenara koydu. Yemek örtüsünü sererken telefonu çalmaya başladı. Mutfağa gidip telefonuna baktı. Arayan Mehmet’ti. Gelen aramayı iptal edip “Mehmetcim dakikaların fazla geldi galiba.” diye yüksek sesle bağırdı içeriye doğru. Makarna hala süzgecin içindeydi. “İş başa düştü.” dediği sırada tekrar telefon çaldı. Yine Mehmet’ti arayan. Bu sefer Aylin telefonu açtı. “Mehmet, neden telefonla arıyorsun beni. Mutfaktayım.” dedi. “Aylin, başıma çok kötü bir şey geldi.” Telefondaki adamın sesi korkudan titriyordu. “Birazdan eve geliyorum.” dedi ve hat kesildi. Aylin ne olduğunu anlamamıştı. “Birazdan eve geliyorum ne demek ya.” diye mırıldanırken yatak odasının kapısı hafif bir gıcırtıyla açıldı. Arkasını döndüğünde Mehmet’in loş koridordan mutfağa doğru geldiğini gördü ama yürürken önüne bakmıyordu. Başını geriye atmış şekilde tavana bakıyordu yürürken…
 

O gece Mehmet parkta ikinci kez ayıldıktan sonra koşar adım eve gitti. Evin sokağına girmeden birkaç dakika önce tiz bir çığlık yankılandı mahallede. O sonbahar akşamı sadece balkonda demlenen iki kafadar işitti bu çığlığı. Birisi bunun martılardan geldiğini söyledi diğeri ise ani bir fren sesi olduğunu düşündü… Mehmet eve geldiğinde Aylin’i bulamadı. Mutfaktaki süzgecin içinde soğumuş makarnalar vardı. Portmantoda o gün giydiği ceket ve ayakkabılar, yatak odasında ise aynı pantolon ve gömleği vardı...

Beşiktaş'ta Tuhaf Bir Gece (2. Bölüm)

16 yorum:

  1. Ürpertici bir hikayeydi efendim,
    Şu telefon muhabbeti her zaman germiştir beni, telefonu açar, evde olduğu sanılan kişi aslında dışarıdadır...
    Bakalım devamında ne olacak :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ürpertmeyi başardıysam ne mutlu bana. bu kısa bir hikaye. devamını getirmeyi düşünmüyorum :)

      Sil
  2. sanırım bu yazıyı gece okumasam iyiydi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Diğer okuyucular bunu uyarı olarak kabul edebilirler :)

      Sil
  3. Gerçekten de tuhaf bir gece olmuş....Başarılı aynı zamanda..Kaleminize sağlık...Gecelikgünlük sayfanızı keşfettim ve hemennnn Google+ ekledim.http://yesimlehertelden.blogspot.com.tr/ beklerim.Sevgilerrr.....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim. ben de sizi eklemiştim geçenlerde sanırım. bir sonraki hikayem küçük bir kız çocuğuyla ilgili olacak... haberiniz olsun :)

      Sil
  4. aaaa diye bağırıyorum şu an içimden. Karnım ağrıdı ve soluk almayı unuttuğumu farkettim okurken :) Süperdi. Devamı var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim beğendiğiniz için. Devamı yok aslında :) Ama bu gidişle yoğun istek üzerine devamını düşünebilirim ilerde.

      Sil
  5. bu da çok heycanlı amaaa anlamadım bunu daaaa yani ne oldu kiiii parktaaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Efendim parkta olanlar fena şeyler. Biri ya da bir şey Mehmet'in yerine geçti ve eve gitti.

      Sil
  6. Zaten devamı olmasın bunun böyle kalsın gayet iyi hemde çok iyi :) Vallahi değme kitaplara taş çıkartırsın :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hikayeyi beğenmenize sevindim. Ama dediğiniz kadar abartmaya da gerek yok :)

      Sil
    2. Ben abarttığımı düşünmedim ama :) İlk izlenimi yazdım sadece...

      Sil
    3. çok teşekkür ederim :)

      Sil
  7. güzel bir hikaye. kaleminize sağlık. sevgiler...

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...